Werbung

Gratis bloggen bei
myblog.de

‘Hurraaaa savaşa ya da Korkularla yüzleşmek’

Türkiye coğrafyasında ordunun derin siyaset unsurları, gündemi belirlemede bir hayli başarılı. Son günlerde yaşananlar bunu bir kez daha kanıtlıyor. Öncekileri saymazsak, seksen yıllık geçmişten sonra niye başarılı olmasınlarki. Türkiye toplumunun empati yeteneği gelşmemiş kesimi, bu siyasetin en büyük amigosu durumunda şu sıralar. ‘Hurraaaa savaşa’ paranoyası yaşanıyor kısacası.

Var olmanın gerçekliği, karşıtlığının varlığı ve onu ezme ile doğrudan bağlantılı bir güdülenme, hayatın her alanına sinmiş durumda. Beyinlere ve yüreklere sinmiş kara bir ‘is’ sanki. Darbelerin bıraktığı isler bunlar. Yılların getirdiği bir sinmişlik var tüm hayatlarda. Bu isi silmek pekte kolay değil aslına bakarsanız. ‘Durun hele bir yahu’ diyenlerin sesi bile anlaşılmıyor bağrışmalardan. Gerçi o seslerde, ezilme ve altta kalma korkusuyla cılız çıkıyor ya. Onlarında üzerlerinde kalmış azda olsa ‘is’leri var hani.

Kimliğini bulamayan duygularla yoğrulmuş toplumlar, hep acılı ve sancılı tarih notu bırakır geçmişe. Ve onunla yüzleşmek kadar, ürkütüyor her gerçek. Korkularla yüzleşmek, onu tanımakla başlar. Ne olduğunu sormakla. Bunu yapamıyorsanız, onunla yaşamaya mecbur kalırsınz. Ve o korkular, sizi içerden kemire kemire amansız sona yaklaştırır. Biraz empati ve cesaret, korkularınızın anlamsızlığını görmeye ve onları yenmeğe yardımcı olur halbuki. Empati duyguları gelişmemiş toplumlarda onları kemiren korkular, bir ur gibi tüm vucudu sarar, kan ve irin içinde bırakır. Son günlerde Ortadoğu coğrfyasında yaşananlar, korkulardan sebeblenen ciddi bir travmanın belirtilerinden başkaca bir şey değil. Korkuların esiri olmayla yüz yüze bırakılıyor toplumlar. Ve bu esirlikten medet umanlar ile ondan paye yapanlar, ceplerini dolduruyor hep.

Kimin nerde ve nasıl öldüğü küçük bir ayrıntadan öteye gidemiyor çoğu zaman. Ha 13, ha 33. Şırnakta ölen askerlein ardından gelişen olaylara baktığımızda, garipliklerin ardı arkası kesilmiyor. Sanki onlardan önce ölenler yokmuş gibi topyekün savaş çığırtkanlığı yapılıyor, zayıflamış milli duygulara hitaben. Dağ taş aranıyor, ne hikmetse olayı yapanlar bulnamıyor. İntikam naraları havada kalıyor. Sınırın öte yanı, medya üzerinden hedef yapılarak korkuların kaynağı diye gösteriliyor. Hep büyük korkuları gizleyerek. Acılı ve sancılı tarih notu bırakılan geçmişle yüzleşme kaçınılmaz olduğunda, yeni korkular diri tutuluyor sanki. Korkulardan birini yani 1915’i bastırmak için, yeni korkular yani ‘Kürd’ler hedef gösteriliyor. Halbu ki öylemi. Onlar korkuların değil gerçeğin ta kendisi.

İktidar partisiyle ordu arasındaki seçim arası verilen teskere meselsi, cumhurbaşkanının seçilmesiyle birlikte ‘hadi top şimdi sizde’ anunsuyla yeni bir ivme kazanmışa benziyor. Tapi ki topu alanda koşturmak zorunda. Nitekim onlarda öyle yapıyor zaten. Ama bu koşunun nekadar soluklu olacağı meçhul. Koşunun sonunda ‘kan’ ve ‘ter’ içinde kalmakta var hani. Topu kendi kalesinde görmekte. Giderek paranoya haline dönüşüyor tüm olup bitenler. Sanki birileri tüm bu olup bitenleri yazmışta, oyuncular karekterleri prova ediliyor gibi bir durum var ortada. Am roller oturmuyor oyuncuların üzerin. Sırıtıyor.

Hep vurgu yapılırya ülke insanı sağ duyuludur diye. Evet doğru ülke insanının duyusu hep sağda kalmıştırda ondan. Duyuları sağdan sola aldığında ülke insanı, kendisine empoze edilen korkularında anlamsızlığı başka bir gerçeklik olarak karşısına çıkacaktır. Ve bu gerçeklikle yüzleşmek sanırım kimseyi korkutmayacaktır. İnsanlık için kötü bir tecrübedir savaşlar. Ama savaşların sonunu hep korkularla yüzleşmeler getirmiştir.

18.2.08 21:28

bisher 0 Kommentar(e)     TrackBack-URL

Name:
Email:
Website:
E-Mail bei weiteren Kommentaren
Informationen speichern (Cookie)


 Smileys einfügen