Werbung

Gratis bloggen bei
myblog.de

“Film, hayatın dolaysız gözleminden doğar.” Andrey Tarkovski

Gerçeği, düşlerine işleyen bir sinemacı, Bahman Ghobadi. Son filmi ­­­"Yarım Ay"ı (Niwemang) izleyince daha iyi anlıyorsunuz. Gerçeğin tüm çıplaklığı ile ortada durduğu bir coğrafyada, düşleriyle bunu seyirciye anlatmasını bilen biri.

Şiirsel-gerçekçi sinemanın iyi bir örneğini beyaz perdeye yansıtıyor Ghobadi. "Sarhoş Atlar Zamanı" filminde olduğu gibi, sınırlarla parçalanmış bir coğrafyada, yeryer kurgusal sıçramalarla ördüğü yeni ve etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor seyirciyi.

Yönetmen Ghobadi, "Anavatanımın Şarkıları" (Avazhaye Sarzamine Madariyam) adınıda verdiği filmi ile 38. Chicago Film Festivali'nde "Altın Plaka" ödülünü kazanmış. Kazanmış ama ödülünü almak için Amerika’ya gidememiş. Her nedense bir türlü verilmemiş vize. Oda protesto için, ödülünü Beyaz Saray'a ve Amerikalı yetkililere vereceğini söylemiş.

Doğu Kürdistanlı yaşlı müzisyen Mamo'nun, oğullarıyla beraber yıllar sonra şarkılarını sahnede söylemek için Güney Kürdistana doğru, bir otobüsle yaptığı yolculuğun öyküsünü anlatıyor film. Son yolculuğuna çıktığını bile bile, içindeki özlem ve arzulara esir olan bir müzisyenin öyküsü.

Kürt tarihi günümüze değin kendini, yazılı edebiyattan çok süzlü edebiaytla aktara gelmiş. O yüzden olsa gerek sözlü edebiyatın icracılarına hep derin bir saygı beslenmiş. Bunun sırrına eren Dengbejler, aynı sagıyı halkına göstermiş. Yüreklerindeki özlem ve arzuların esiri, halkının sesi ve tarihi olmuşlar.

Parçalanmışlığın, ezilmişliğin beslediği bir kaynak bu esirlik.

Filmi izleyince bunun yakıcıkığını bir kez daha hissediyorsunuz.

Mamo’nun yüreğinden gelen ses "Niwemang" olarak perdeye yansımış. Yolculuğun çıkmaza girdiği anlarda ete kemiğe bürünmüş. Ona yol gösteren olmuş. Kurgusal bir anlatı olsa da, yüz yıllardır anatıla gelen öykülerimizde de buna benzer mistik figürler yok değilmidir aslında.

Üzerinde "Kürdistan Kartalı" yazılı turuncu renkli otobüs, dağlardan ve derin vadilerden
geçerek dolaşıyor Kürdistan coğrafyasını. Yalçın tepelerin yamaçlarına üzüm taneleri gibi dizilmiş kerpiç damlı köylerden geçerken, mahsun ve ürkek bakışlar süzüyor onları. Aynı bakışlar, konakladıkları yerlerde kim olduğunu duyunca hürmet ve sagı duyuyor yaşlı müzisyen Mamo'ya.

Damlara dizilmiş kadınların ve genç kızların ellerindeki Arbenalarla yansıdığı sahneler, bu saygının başkaca bir yansımasından öte değil. Ghobadi, İran yönetimi tarafından sansürlenen bu sahnelere kısacıkta olsa filmde yer vermiş. Bir diğer sahnede ise Mamo, ölen müzisyen dostunun yeniden dirilmesi için bir kadın Dengbej getirilmesini ister. Onun, yeniden dirileceğini, böylelikle hayat bulacağını söyler.

Ghobadi’nin, kendi topraklarında şarkı söylemeleri yasaklanan kadınlara karşı duyuduğu bir saygının ve alışıla gelmiş inançların eleştirisel ifadesidir aslında bunlar.

Yolculuk kadar yola çıkanlarda ilginçtir. Dört parçaya bölünmüş Kürdistan’dan bir iz düşümü gibidirler. Filmin bir diğer kahramanı ise otobüsün şöförü Kako’dur. Onun için bu yolcuk fikri, iyi bir fırsat yakalamanında imkanının doğurmuştur. Yolculuk boyunca kameraya çektiklerini CNN ve BBC’ye satma planları kurar. Ancak önemli bir hata yapar. Kameraya film koymayı akıledemez. Hayıflanır ve kafasına vurur. Kürt tarihinin traji komik bir eleştirisidir aslında bu sahne. Kürtlük diyarından beslenen çok olmuştur. Halende varlar. Onların bu hırsı, arada pek çok şeyi görmelerine engel olmuştur hep. Filmde de canlandırlan pek çok karekterin ve ögelerin gerçek hayatta yansımalarını hissetmemeniz elde değil. Başkaları da hissetmiş olmalık ki, Ghobadi’ye vize mermemek için bir nedeni olmuş.

Doğu Kürdistan’dan pek bilinmeyen kareler sunuyor aynı zamanda film. Önceleri seçilemiyor. Kamera yaklaştıkça soğuk gri renkler içinden yalçın tepelerin yamaçlarına üzüm taneleri misali dizilmiş kerpiç damlı evler, görkemli bir kalenin duvar taşları gibi beliriyor. Bin yıllardır o topraklara hayat veremesine rağmen; silinmeye yok sayılmaya çalışılan bir halkın, soğuk gri renkler arasından berraklaştırıyor sanki.

Ustaca işlenmiş bir öykünün iz düşümleri sizi, gerçek hayatla daha iyi yüzleşmenizi sağlıyor.

Parçalanmışlığın beslediği özlem ve sınırların ayırdığı esir yaşamlar.

18.2.08 21:19

bisher 0 Kommentar(e)     TrackBack-URL

Name:
Email:
Website:
E-Mail bei weiteren Kommentaren
Informationen speichern (Cookie)


 Smileys einfügen